Estetikte Pratik Çözümler

30 yaşına gelen kadınların yüzde 70′i estetik yöntemlerden herhangi birine başvurmayı ciddi olarak düşünüyor. Kimileri kırışıklıklarının azalmasını arzu ederken, kimileri de yaşlarının ilerlemesiyle daha da göze batan fazla kilolarından kurtulmak istiyor… Bu gerçeği göz ardı etmeyen bilim adamları da kadınların hayatlarını kolaylaştırmak adına yepyeni yöntemler geliştiriyorlar. Estetik cerrahları ve güzellik uzmanları da uyguladıkları operasyonlar ile sınır tanımıyorlar. Üstelik yeni yöntemlerle hastanede kontrol altında tutulmanız ya da yoğun iş temponuzda izin alarak ameliyat sonrası evde dinlenmeniz de gerekmiyor.

Eski Yöntem: Facelift
Yeni Yöntem: Simoni Lift
Cildi bir kumaş gibi düşünün! Kumaşınız kapladığı yastığa büyük geliyorsa ne yaparsınız? Fazla olduğunu düşündüğünüz miktarı bir kenarından kesip çıkarırsınız. Facelift’te bu çıkarma işlemi ile özdeşleştiriliyor. Ancak yüz anatomisi dışarıdan göründüğünden çok daha karışık ve bu ameliyatın teknik olarak çok fazla ayrıntısı var. Öncelikle; kulağın yanak ile birleştiği sınırda bir kesim yapılarak, yanak üzerindeki fazlalık almıyor. Bu ameliyatta kesimler kulak önünde ve arkasında yapıldığı için bir miktar iz kalabiliyor. Kulak önündeki kesim eğer kulak içerisinden geçirilirse, izin büyük bir bölümü içeride kalacağı için görülmüyor.

Sonuç olarak iyi yapılan bir ameliyattan sonra kalıcı olacak iz neredeyse belli belirsiz olur. Ama artık uzmanlar Facelift’e daha kolay bir alternatif yarattı. Amerikalı Doktorun geliştirdiği Mini-Facelift diğer adıyla Simolift’in avantajı yapılan izi azaltmak ve Facelift’teki gibi yağlarla kasları almak yerine 20′li yaşlardaki asıl yerlerine geri yerleştirmek. Bu uygulamayı tercih eden hastalar, uygulama sırasında hiçbir acı çekmezken Mini-Facelift toplam bir saat sürüyor. Üstelik doktor uygulamayı gerçekleştirirken isterseniz uyanık kalabiliyor ve biter bitmez evinize gidebiliyorsunuz. Yaklaşık 5 bin pound değerinde olan Mini-Facelift’in ardından beş gün içerisinde günlük hayata dönebiliyorsunuz. Ağrılar ise ortalama iki hafta içerisinde yok oluyor. Yalnız ne yazık ki bu uygulama daha ülkemizde uygulanmıyor ama yıl sonuna kadar gelmesi bekleniyor. Böylece kadınlar kısa sürede gençleşme fırsatını yakalayabilecek.

Eski Yöntem: Kimyasal Peeling
Yeni Yöntem: VIPEEL
Kimyasal peeling yıllardır cilt kalitesini artırmak için kullanılıyor, içeriğindeki kimyasal solüsyonlar ile derinin kendini yenilemesini sağlayan bu yöntem, ne yazık ki uygulandığı zaman cildinizi tahriş ediyor ve kırmızı lekelerin meydana gelmesine neden oluyor. Birkaç haftada yok olan bu kırmızı lekeler, aynaya baktığınızda sizi mutsuz ediyor. Bunu fark eden uzmanlar kimyasal peeling’e alternatif olan ve daha az zarar veren bir yöntem keşfetti. Eğer biri size kısa sürede ağrısız peeling yapılabileceğini söylerse, buna inanmalısınız. Amerikalı dermatologlar tarafından uygulanmaya başlanan VlPeel, Phenol, Retin-A ve vitamin C gibi çeşitli asitleri içerisinde bulunduruyor. Uygulanması için sadece beş dakika sürüyor. Cildinizdeki yağı yok etmek amacıyla cildinizi asetonla sildikten sonra uygulanan VlPeel, sadece on dakika sürüyor. Ağrı ise oldukça az. Yalnız uygulamadan sonra birkaç gün aynaya baktığınızda cildiniz sanki bronzlaştırıcı bir krem sürmüşsünüz gibi turuncu bir görünüme sahip olabilir. Sakın korkmayın! Peelingin içerisindeki A vitaminden dolayı meydana gelen bu renk değişmesi, bir haftadan kısa bir sürede yok olacak. Yaşlanma belirtilerini ertelemek ve güneş lekelerini yok etmek amacıyla geliştirilen bu yöntem, kesinlikle cildinizdeki gözenek sayısında bir arttırmaya neden olmuyor ve kolajen üretimini destekliyor. VlPeel’in uygulamasının ardından yapacağınız iki günlük peeling yönteminden sonra daha temiz, parlak ve gergin bir cilde sahip olabilirsiniz. Yalnız üç ayda bir kereden fazla uygulatmamaya özen göstermelisiniz.

Eski yöntem: Botoks
Yeni yöntem: Safetox
Asrın en önemli keşiflerinden biri Botoks… Uygulandığı alanlar ise her geçen gün genişliyor. Başlarda sadece alındaki ve göz etrafındaki kırışıklıkların azalması için uygulanan bu yöntem, daha sonraları terlemeyi azaltmak, gözdeki sorunları gidermek gibi sağlık sorunları için de tedavi edici etki göstermeye başladı. Ama günümüzde bazı kadınlar iğneden korktukları için uzmanlar botoksa alternatif bir yöntem arayışına girdi ve sonunda ortaya Safetox çıktı. Botoksun pabucunu her ne kadar dama atmayacak olsa da, iğnesiz olması botoks uygulayan kadınların azalmasına neden olacaktır. Aslında bir teknolojik alet olan Safetox, kulaklığa benzer bir şekilde takılıyor ve verdiği titreşimler sayesinde göz etrafınızda ve alnınızdaki kasların rahatlamasını sağlayarak çizgilerin yok olmasına yardımcı oluyor. Ancak birkaç kez uygulanması gerekiyor, iki ya da üç hafta düzenli bir şekilde uyguladığınız takdirde kusursuz bir cilde sahip olabilir ve kırışıklıklarınızda yüzde 83 oranında azalma meydana gelebilir. Hamilelik sırasında da kullanılabilen ve hiçbir ağrı çekmeden evde kendinizin de uygulayabileceği Safetox’un fiyatı ise 400 dolar.

Eski yöntem: Liposuction
Yeni yöntem: Lıpo Lazer
Vücudunuzdaki yağların sıvı haline getirildikten sonra iğneler aracılığıyla çekilme işlemi olarak bilinen Liposuction, artık daha küçük iğneler ile gerçekleştiriliyor. Lipo Lazer olarak tanınan bu yöntem, daha kısa sürede uygulanırken; hasta daha az acı çekiyor ve daha az yaraya sahip oluyor. Lipo Lazer, yağ hücrelerine nüfuz ederek hücre zarının kırılmasına ve hücrelerden yağın serbest kalmasını tetikleyen soğuk kırmızı lazerin odaklanmasıyla çalışıyor. Yapılan klinik çalışmalar ve alınan sonuçların analitik olarak değerlendirmesi ile birlikte Lipo Lazer sisteminin yağ miktarında azaltma ve selülit konularında oldukça başarılı sonuçlar sağlandığı gözlemlenmiştir. 90 dakikada uygulanan Lipo Lazer, Smartlipo ve Liposuction’ın aksine hemen etkisini gösteriyor. Vücudunuzdaki değişikliği fark etmeniz için ortalama altı hafta beklemeniz gerekmiyor. Ertesi sabah kalktığınızda bir beden küçüldüğünüzü fark edebilirsiniz. Üstelik ev istirahatı de gerektirmiyor. Diğer operasyonlar gibi ilaç kullanıyorsunuz fakat ağrı kesici değil, enfeksiyonu engellemek için antibiyotik… Ayrıca eğer etkisinin daha belirgin olmasını istiyorsanız uzmanlar o uygulamadan sonra birkaç kez masaj yaptırmanızı öneriyorlar.

Eski yöntem: Abdominoplasti (Estetik Karın Germe)
Yeni yöntem: Laser Tuck
Tıpta abdominoplasti olarak adlandırılan estetik karın germe operasyonu ile genellikle karnın katlanması ile ortaya çıkan fazla deri ve deri altındaki yağ dokusunun göbek deliğinin aşağısında kalan kısmı çıkarılıyor. Ayrıca bununla birlikte karın duvarı ile karın kasları sıkılaştırılıyor. Bu girişimin ardından karın bölgesinin sarkık ve buruşuk olan görünümü çarpıcı bir şekilde düzeliyor. Bu klasik yöntem iki saatlik bir operasyonla gerçekleştiriliyor, iki hafta işten uzak kalmak zorunda kalıyorsunuz ve sekiz bin dolar tutuyor. Oysa SmartLipo MPX ile yapılan karın germe operasyonu dörtte bir fiyatına uygulanıyor. Üstelik vücudunuzda bıraktığı iz de bir santimetreden az. Bu avantajları sayesinde kadınların dikkatini çekmeye başlayan SmartLipo genellikle karm bölgesinde kilo alan ya da hamilelik sonrası karın bölgesindeki kilolardan kurtulamayan kadınların tercihi olarak anılıyor. Estetik karm germe operasyonunda doktorlar hastalarının kilo vermesini isterken, SmartLipo MPX’de böyle bir ihtiyaca gerek kalmıyor. Zamanının yatakta geçirmek istemeyen kadınların da sor» zamanlarda tercih ettiği bir yöntemde, lokal anestezi uygulanıyor ve ardından 1 mm’lik ince bir tüp karın bölgesine yerleştiriliyor. Sonra da lazer tarafından buharlaştırılıyor. Estetik karın germe ameliyatında ise yağlarla birlikte kaslarda da ne yazık ki erime meydana gelme ihtimali bulunuyor. Ayrıca daha çok ağrıya sebep oluyor.

Eski yöntem: Standard burun estetiği
Yeni yöntem: Beş dakikada burun operasyonu
Rhinoplasti olarak bilinen burun estetiği, plastik cerrahide en ağrılı operasyonlardan biri olarak anılıyor. Yöntemde; genel anestezi uygulanıyor, kesikler burun deliklerinin içinden açılıyor, kemikler kırılıyor, uygulamadan sonraki on gün boyunca alçıyla dolaşılmak zorunlu ve altı ay boyunca da şişkinlik devam ediyor. Oysa dolgu maddeleri kullanılarak burnunuzdaki kusurları düzelttirmeniz de mümkün. ‘Beş dakikalık burun operasyonu’ olarak anılan bu uygulama, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede son günlerde sık sık uygulanıyor. Sadece bir dakikada yapılan lokal anestezi iğnesi ile ilk önce doktorlar burnu donduruyorlar. Ardından da Juvederm ya da Restylane gibi dolgu maddeleri düzeltilmesi gerekilen bölgelere enjekte ediliyor. Eğer hastanın burnu kemerliyse, doktor bu köprünün altına ve üstüne dolgu maddesini enjekte ederek engebeli görünümü yok ediyor. Genellikle estetik ameliyatlarından hoşlanmayanların tercih ettiği bu yöntemin tek dezavantajı dolgu maddesinin yedi ayda bir enjekte edilmesi… Ancak beş dakika sürdüğü, acıya neden olmadığı ve burun estetiğinden daha ucuz olduğu için kadınlar bu dezavantajı göz ardı etmeyi tercih ediyorlar.

 

Diş Estetiği

Diş estetiğinde son trendler

Estetiğin tanımı bundan 70 yıl önce, “yapılan işte doğayı taklit etme ya da yapılan işin doğayla uyumlu olmasını sağlama ve eseri göze çarpmayan duruma getirme sanatı” olarak ortaya atılmıştı. Bu tanım bugün hâlâ her alanda geçerliliğini sürdürüyor. Söz konusu diş hekimliği ve diş estetiği olunca da durum böyle. Diş estetiği yüz estetiğinin çok önemli bir parçası. Düzgün ve sağlıklı dişler güzel bir gülüşe ve çekici bir yüze sahip olmak için şart. Ancak tabii, dişlerin kime veya neye göre güzel olduğu biraz göreceli bir kavram. Çünkü bir kültürde aşırı beyaz ve düz dişler beğeni kazanırken, bazı kültürlerde ön dişlerin tümünün altın olması daha estetik bulunabiliyor. Ya da bir dönem, iri ve çok büyük dişler güzel kabul edilirken zamanla daha küçük ve doğal olanlar talep görebiliyor. Bu konuda fikirlerine danıştığımız diş hekimleri, estetiğin göreceli bir kavram olmasına rağmen, sonucun sağlık unsurları göz ardı edilmeden hekim ve hastanın fikirlerinin ortak bir paydada buluşturulması gerektiği konusunda hem fikir.

Son 25 yılda neler oldu?

Estetik cerrahinin tüm dallarında olduğu gibi, estetik diş hekimliğinde de hastaların benzer talepleri var: En güzel ve doğal olana en az zahmetle sahip olmak! Neyse ki diş hekimliği de günden güne gelişen teknolojiye paralel bir hızla ilerledi ve bu talep artık sadece bir hayal olmaktan çıktı. Dişlerin ön yüzeylerinde çok az bir kesim gerektiren laminat porselen kaplamalar ilk olarak 1940′lı yıllarda yapılmasına karşın, uzun bir sessizlik döneminden sonra materyallerin ve tekniklerin gelişimi ile günümüzde oldukça popüler hale gelmiş. Dişlerin çepeçevre kesilmesi suretiyle kaplanması anlamına gelen tam kronlarda da, sonralarda dikkat çekici gelişmeler sağlanmış. Metal destekli klasik porselen kaplamaların yerini artık metal içermeyen porselen kaplamalar almış. Son 25 yıl içerisinde, teknolojinin de gelişimine paralel olarak ortaya çıkan bu uygulamalar, kırık, çatlak, renk değişikliğine uğramış veya aralıklı dişleri estetik bir biçime getirerek sağlıklı, güzel ve mutlu bir gülüş sağlamayı hedefliyor.
Bugün, dünyada uygulanan en gelişmiş ve ileri tekniklerin hepsi Türkiye’de de uygulanıyor. Ülkemizde estetik diş hekimliğine yönelik son derece başarılı uygulamalar yapan pek çok diş hekimi var. Estetik diş hekimliği kapsamında yapılan uygulamaların başında diş beyazlatma ve porselen kaplama geliyor.

GÜNÜMÜZDEKİ UYGULAMALAR

DİŞ BEYAZLATMA

Günümüzde, dişlere yapılan estetik amaçlı uygulamalar söz konusu olunca akla ilk gelen, beyazlatma yani “bleaching“. Bu uygulamayla, dişlerinizin rengini birkaç ton açmak ve bununla yüzünüzde çarpıcı bir değişiklik yapmak mümkün. Bleaching söz konusu olunca, diş hekimlerinin üzerinde önemle durduğu nokta, bunun mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerektiği. Doktorlar, piyasada reçetesiz bir şekilde temin edilebilecek, beyazlatıcı ürünleri pek de güvenli bulmuyor. Bunların, kalıcı sonuç vermediğini ve aşmaları olup. dişlerde yıkım yapabileceğini de sözlerine ekliyorlar. Evet, (dişlerini beyazlatmaya karar verenlerin yapması gereken en doğru şey bir diş hekimine başvurmak. Diş hekimleri iki farklı yöntemle beyazlatma
işlemi uyguluyor. Bunlardan birisi, “Home Bleaching“, diğeri de “Office Bleaching“. Home Bleaching yönteminde, doktorun sizin için hazırladığı plağı evinize götürüyor ve yine doktorunuzun verdiği özel bir maddeyi bu plağın içine koyup, günde birkaç saat dişlerinizin üzerine takıyorsunuz.
Office bleaching’de ise LED lambası, plazma lambası gibi güçlü ışık kaynaklan kullanılıyor. Bu güçlü ışık kaynaklarının kullanılmasının amacı, beyazlatma jeli olarak uygulanan aktif maddeleri harekete geçirmek. Böylece jel dişin minesine nüfuz edebiliyor ve beyazlatma işlemi gerçekleşiyor.
Normal şartlarda, beyazlatma işlemiyle, dişler beyaz rengini ortalama 3-4 yıl koruyabiliyor. Sigara içenler, beyazlatma işlemini takip eden 3 gün biraz ara vermeli. Çünkü, nikotin mine üzerine çöküyor ve beyazlatma işlemini etkisiz kılıyor.

LAMİNAT PORSELEN KAPLAMA

Dişlerinin boyut ve şekillerinden memnun olmayanlar, laminat porselen kaplamalarla çok kısa sürede çarpıcı şekilde dişlerinin görüntüsünü değiştirebiliyor. Laminat porselenler özellikle ön grup dişlerde kullanılan çok ince seramik materyaller. Dişlerinin şeklinden ve renginden memnun olmayan, kırık, aşınmış, üst üste binmiş dişlere sahip olanlara ve dişlerinin arasında aralık bulunan kişilere uygulanan laminat porselenlerin en önemli özelliği, dişlerin ön yüzeylerinde ortalama 5 mm.lik bir aşındırma yapıldıktan sonra özel bir teknikle yapıştırılmaları. Peki nasıl oluyor da bu kadar kırılgan ve ince bir porselen böyle güçlü bir yapı gösteriyor ve kırılmıyor? işte burada bilim-teknik-sanat üçlüsü devreye giriyor. Laminat porselen bir kez yapıştırıldıktan sonra diş minesiyle aynı fiziksel özellikleri gösteriyor. Kırılmıyor, aşınmıyor. Tabii bu, çok hassas ve titiz bir şekilde hazırlanan porselenler için geçerli. Aksi takdirde olumsuz sonuçlarla karşılaşması olası.

LAMİNAT PORSELENLER KİMLER İÇİN UYGUN

• Ön grup dişlerinde ufak kırık, çentik ya da form bozukluğu olanlar
• Dişlerinin renginde bozukluk olan ya da renginden memnun olmayanlar
• Dişlerinde lekelenme bulunanlar
• Travma ya da kanal tedavisi sonucu dişlerinin rengi değişenler
• Ön grup dişleri aralıklı olanlar
• Ön grup dişlerinde şekil bozukluğu olan ve ortodontik tedaviyi kabul etmeyenler

KİMLER İÇİN UYGUN DEĞİL

• Dişetleri sağlıksız olanlar. (Bu kişilerin öncelikle dişetleri tedavi edilmeli)
• Dişlerinin büyük bir kısmı kaybedilmiş, dişleri daha önceden kesilmiş kişiler
Özellikle geceleri dişlerini gıcırdatanlar (gece koruyucu plak kullanmaları gerekiyor. Yoksa laminat porselen hastası olamıyor)

Adım adım laminat porselen kaplama

Doktorunuzla ilk randevu
Öncelikle tüm çene yüz kayıtlarınız, fotoğraflarınız, altüst çene modeliniz, şu andaki diş renginiz, panaromik filminiz alınıyor, ilk randevuda hasta, doktoruna dişlerinde nasıl değişiklikler olmasını İstediğini anlatıyor. Ayrıca doktor, bilgisayar ekranı üzerinde imaging programlarıyla hastaya uygulama sonunda dişlerinin alacağı görüntüyü de gösterebiliyor.

Dişin hazırlanması ve ön yüzeyinin kesilmesi
Vakaya göre değişmekle beraber dişlere 0.5 mm. ile 2.00 mm. arasında kesim yapılıyor. Amaç eşit kalınlıkta laminat yüzeyi elde etmek. Kesim o doğrultuda gerçekleştiriliyor. Bu aşamada gerekirse anestezi yapılabiliyor. Amaç olabildiğince az kesim yapmak. Bazen dişlerin doğal konumları o kadar geride oluyor ki dişte kesim yapılmasına gerek kalmayabiliyor.

Ölçü alınması
Laminat porselenlerin ölçüleri çok hassas tekniklerle ve hassas ölçü maddeleriyle alınıyor.
Ölçü alındıktan sonra laboratuvarda modeller hazırlanıyor. Teknisyen ve doktor, bu aşamada beraber çalışıyorlar. Ölçü alındıktan sonra laminat takılması 1 – 2 hafta arasında değişebiliyor.

Geçici protezlerin takılması
Dişler kesildikten sonra hasta, ön bölgede pürtüklü yüzeyler, çıkıntılı ya da köşeli alanlar hissedebiliyor. Dişin ön yüzeyindeki mine azaltıldığı için bazı durumlarda hafif sıcak-soğuk hassasiyeti de olabiliyor, işte bu nedenlerden dolayı bekleme süresi içinde geçici laminatler takılıyor. Kompozit olarak adlandırılan materyalden yapılan bu geçici protezlerin bir avantajı da laminat porselenlerin nasıl duracağı hakkında da tahmini bilgi vermesi.
Laminat porselenlerin yapıştırılması

Laminat porselenler yapıştırılmadan önce, her şeyin istenildiği gibi olup olmadığını anlamak için, bir prova yapılıyor. Çünkü bazı durumlarda, doktor bazı değişiklikler yapmak isteyebiliyor. Porselen laminatların gerçek rengi ancak yapıştırıldıktan sonra ortaya çıkıyor. Laminatlar çok İnce olduğundan prova sırasında yapıştırılmadığı için tam net rengini görmek mümkün olmayabiliyor. Son zamanlarda suyla çözünebilen deneme patları da kullanılıyor. Bu deneme patları da son rengin görülmesinde bilgi verebiliyor.
Yapıştırma işlemi için hem diş hem de laminatlar aynı anda hazırlanıyor. Her ikisi de yıkanıyor, kurutuluyor. İlk aşamada, dişin ön yüzeyine fosforik asitle etching (pürüzlendirme) yapılıyor. Mikroskobik düzeyde olan pürüzlendirme yapıştırıcının diş yüzeyine iyice tutunmasını sağlıyor. Daha sonra dişe, simanın kimyasal yolla yapışmasını sağlayan bon- dingler uygulanıyor. Tüm bunlar yapılırken laminatlar da aynı anda kimyasal birtakım işlemlerden geçiyorlar. Sırasıyla silanlanır (kimyasal bir işlem), hidroflorik asit ve porselen bondingi uygulanıyor. Tüm bu işlemler bittikten sonra yapıştırıcı siman laminatın iç yüzeyine çok hafif taşacak şekilde yerleştiriliyor. Fazlalıklar çok hassas bir şekilde temizleniyor, dişin yüzeyine belli dalga boyunda ışık her bir yüzeyinden veriliyor. Son olarak kapanış kontrol edilir ve son rötuşlar yapılıyor.
Laminat porselenlerin bakımı
Laminat porselen uygulamasıyla yepyeni dişlere kavuşanların yapması gerekenlerin başında, doktorlarının gösterdiği şekilde, dişlerini günde en az iki kez fırçalamaları (flor içermeyen macunlarla) ve diş ipiyle temizlemeleri geliyor. Özellikle, dişlerin diş etine yakın kısmına büyük özen göstermeli ve asla bakteri plağının birikmesine izin vermemeliler. Aksi takdirde buradaki plak birikimi dişeti iltihabına hatta dişeti çekilmesine sebep olabiliyor. Laminat porselen uygulatanların dikkat etmesi gereken bir husus da, dişlerini sert darbelerden korumaları. Söz gelimi, sert sporlarla uğraşanlar bu sırada ağız koruyucusu kullanabilirler. Tırnak yeme, gece diş sıkma gibi alışkanlıkları olanlar da, yine bunlarla ilgili olarak doktorlarının tavsiyelerine uymalı onlar için özel hazırlanan koruyucu plakları kullanmalılar. Tabii ki, altı ayda bir de doktorlarına görünüp, özellikle bakteri plağı oluşup oluşmadığını da kontrol ettirmeyi ihmal etmemeliler.
Niçin tercih ediliyor?
Laminat porselenlerin iki önemli avantajından bahsetmek mümkün. Birincisi bunların tamamen diş minesini taklit eder nitelikte olmaları. Diş minesine ışık geldiğinde ışığı absorbe ediyor, geri yansıtmıyor. Bu “translusensi” olarak tanımlanıyor ve minenin karakteristik özelliği. Laminat porselenler de ışık geldiğinde mine gibi absorbe ediyor ve böylece minenin doğal rengi, dokusu ve parlaklığını verebilirler.
Laminat porselenlerin ikinci önemli avantajı da renk değiştirmeziği. Diğer bonding materyalleri zaman içersinde çay, kahve, sigarayla renk değiştirebiliyor. Laminat bir seramik türü olduğu ve cam partiküller içerdiği için yüzey rengi değişmez ve pürüzsüz kalıyor.
DİŞ TEKNİSYENİNİN ROLÜ BÜYÜK
Teknolojinin gelişiminden en çok etkilenen alanlardan birisi de estetik diş hekimliği. Eskiden, porselenleri daha güçlü kılmak için metal alt yapılara ihtiyaç duyuluyor ve bu alt yapıyı oturtmak için dişler kesiliyordu. Ayrıca yine kullanılan malzemeler nedeniyle, dişlere yapay bir görünüm veren grilenmeler, opaklanmalar olabiliyordu. Oysa şimdi, porselen kaplamalar dişin üzerine oturtulduğu, altta herhangi başka bir malzeme olmadığı için dişler son derece doğal ve estetik görünüyor. Estetik diş hekimliğinde diş teknisyenlerinin de çok büyük rolü var. Teknisyenin, dişi işlemedeki başarısı sonucu önemli ölçüde etkiliyor. Yani sonucun başarılı olup olmaması sadece diş hekimine ya da malzemeye bağlı değil. Örneğin, bizler 1,5 – 2 santimetrekarelik tek yüzey gibi düşünsek de aslında dişlerimiz birkaç düzlemden oluşuyor dişler yapılırken bu düzlemlerin oluşturulması dişe estetik ve doğallık kazandırıyor.